2 Ekim 2007 Salı

YABANCIYIZ, HATTA KENDİMİZE BİLE!

YABANCIYIZ, HATTA KENDİMİZE BİLE!

Yakınlığın anlamı kendimizi bir yabancının önünde açığa vurmamızdır. Hepimiz birbirimize yabancıyız, hatta kendimize bile. Hiç birimiz, kim olduğumuzu bile bilmiyoruz.

Yakınlık bizi bir yabancıyla yan yana getirir. Bütün savunmaları bırakmamız gerekir ancak o zaman mümkündür yakınlık.

Korkuyoruz; eğer savunmaları, maskeleri bırakırsak; “kim bilir o yabancı bize ne yapacak” düşüncesinden de kurtulmuş oluruz. Bin bir türlü şey saklıyoruz; sadece başkalarından değil, kendimizden de saklıyoruz çoğu şeyimizi. Çünkü her türlü baskı, çekingenlik ve tabuylarla yetiştiriliyoruz.

Korkuyoruz; karşımızda ki yabancıyla aramızda biraz savunma, biraz mesafe tutmak bize kendimizi daha güvenli hissettiriyor. Ya benim zaaflarımı, kırılganlığımı, incinebilirliğimi bana karşı kullanırsa? O insanla otuz - kırk yıl birlikte yaşamış olsak bile fark etmiyor, yabancılığı hiç kaldıramıyoruz ortadan.

Hepimiz yakınlıktan korkuyoruz.

Bu karmaşık bir sorun, çünkü hepimiz yakınlık istiyoruz. Hepimiz yakınlık istiyoruz, aksi halde bu evrende yapayalnızız; arkadaşsız, sevgilisiz, güvenip yaralarını açabileceğimiz hiç kimse olmadan. Yaralar da açılmazlarsa asla iyileşemezler. Gizlendikçe daha tehlikeli olur, kansere dönüşürler.

Yakınlık temel bir ihtiyaç; hepimiz onun özlemini çekiyoruz. Bir taraftan karşımızda ki insanın bize yakın olmasını, savunmaları bırakmasını, kırılganlığını ve yaralarını göstermesini, maskelerini ve sahte kimliğini bırakıp çıplak kalmasını istiyoruz. Öbür taraftan da yakınlıktan korkuyoruz; yakın olmak istiyoruz ama kendi savunmalarımızı bırakmıyoruz.

Dostlar, sevgililer arasındaki çelişkilerden biri bu: Hiç birimiz savunmayı bırakıp çıplak ve içten olmak istemiyoruz ama hepimiz yakınlık istiyoruz.

OSHO, Yakınlık, 1. Basım, Önsöz

Hiç yorum yok: